
Etik, İnsan ve Makine: Determinizm Çerçevesinde Kararların Anatomisi
Dijital çağın merkezinde artık yalnızca teknoloji değil, karar var. Kredi verilip verilmeyeceğine, bir hastaya hangi tedavinin uygulanacağına, bir içeriğin görünür olup olmayacağına kim karar veriyor? İnsan mı, makine mi, yoksa insan verisiyle eğitilmiş, insan tarafından tasarlanmış ve insan hedefleriyle yönlendirilen karmaşık bir sosyo-teknik sistem mi?
Bugün algoritmalar yalnızca öneride bulunmuyor; risk puanlıyor, önceliklendiriyor, eleme yapıyor ve çoğu zaman insan kararının çerçevesini görünmez biçimde belirliyor. Bu noktada etik tartışma, “makineler karar almalı mı?” sorusundan çok, kararın hangi varsayımlar, hangi veriler ve hangi nedensellik zinciriyle oluştuğu sorusuna odaklanıyor.
Tam da burada determinizm kavramı devreye giriyor. Determinizm, en yalın hâliyle, her sonucun kendisinden önce gelen nedenler tarafından belirlendiğini savunan felsefi yaklaşımdır. Yani bir karar, ister insan ister makine tarafından verilsin, rastlantısal değil; geçmiş veriler, koşullar, kurallar ve etkileşimlerin bir sonucu olarak ortaya çıkar. Algoritmik sistemlerde bu nedensellik zinciri açıkça kodlara, modellere ve eğitim verilerine gömülüdür. İnsan kararlarında ise deneyimlere, önyargılara, kurumsal yapılara ve kültürel normlara.
Ancak dijital sistemlerde determinizm daha katıdır: Girdi bellidir, model bellidir, çıktı öngörülebilirdir. Bu durum, kararların tarafsız olduğu yanılgısını doğurur. Oysa belirlenmişlik, aynı zamanda geçmişteki eşitsizliklerin, hataların ve etik kör noktaların da sistematik biçimde yeniden üretilmesi anlamına gelebilir.
Bu nedenle bugün etik mesele, insan ile makine arasındaki yetki paylaşımından çok, belirlenmiş kararların sorumluluğunu kimin taşıdığı, müdahale alanlarının nerede başladığı ve özgür iradenin bu zincir içinde nasıl korunacağı sorularında düğümleniyor. Kararların anatomisini anlamak, yalnızca teknolojiyi değil; insanı, sistemi ve onların birlikte kurduğu determinizmi sorgulamayı gerektiriyor.
Determinizm: İnsan ve Makineyi Aynı Zeminde Buluşturmak
Determinizm, evrendeki her olayın önceki nedenlerin zorunlu sonucu olduğunu savunur. Bu bakış açısı, insan kararlarını da biyoloji, çevre, kültür ve geçmiş deneyimlerin bir bileşkesi olarak görür.
İlginç olan şu:
Bu tanım, makine karar alma süreçlerine şaşırtıcı derecede yakındır.
- İnsan: Genetik yapı + yaşanmışlık + sosyal bağlam
- Makine: Veri seti + algoritma + model mimarisi
Bu benzerlik, etik tartışmayı keskinleştirir. Eğer insan da makine gibi belirlenmiş nedenlerle karar alıyorsa, makinenin “etik dışı” kararlarından kim sorumludur?
Karar Nedir?
Felsefede karar, özgür iradenin bir tezahürü olarak görülür. İnsan; deneyimleri, değerleri, duyguları ve sezgileriyle seçenekler arasında tercih yapar. Ancak modern bilim ve özellikle determinizm, bu özgürlük fikrini sorgular: Eğer her neden bir sonucu doğuruyorsa, kararlarımız gerçekten “özgür” mü?
Makine dünyasında ise karar, çoğu zaman olasılık, veri ve model demektir. Algoritmalar geçmiş verilerden öğrenir, kalıplar çıkarır ve belirli girdilere karşılık öngörülebilir çıktılar üretir. Bu noktada karar, romantik bir özgürlük alanı değil; matematiksel bir zorunluluk gibi görünür.
Etik Nerede Başlar, Nerede Biter?
Etik, yalnızca “doğru”yu tanımlamaz; sorumluluğu da işaret eder. İnsan kararlarında sorumluluk, karar verene aittir. Peki ya makine?
Bir algoritma hatalı bir sağlık tavsiyesi verdiğinde:
- Sorumlu yazılımcı mı?
- Veriyi sağlayan kurum mu?
- Algoritmayı kullanan organizasyon mu?
- Yoksa kararın “deterministik” doğası mı?
Bu sorular, etik alanını bireyden sisteme doğru genişletir. Artık etik, yalnızca niyetle değil; tasarımla, şeffaflıkla ve denetlenebilirlikle ilgilidir.
İnsan + Makine: Hibrit Kararların Yükselişi
Günümüzde en kritik kararlar ne tamamen insana ne de tamamen makineye bırakılıyor. Hibrit karar modelleri öne çıkıyor:
- Makine: Hızlı analiz, büyük veri işleme, tutarlılık
- İnsan: Değer yargısı, empati, bağlamsal sezgi
Bu iş birliği, determinizmi tamamen ortadan kaldırmaz; ancak onu yumuşatır. İnsan, makinenin sunduğu “en olası” sonucu sorgulayabilir, değiştirebilir veya reddedebilir. İşte etik tam da bu müdahale anında devreye girer.
SpeakHub Perspektifi: Diyalog ve Farkındalık Alanı
Etik, tek başına bir disiplin değil; çok sesli bir konuşmadır. İnsan ve makine arasındaki karar anatomisini anlamak, yalnızca teknoloji uzmanlarının değil; iletişimcilerin, liderlerin ve içerik üreticilerinin de sorumluluğudur.
Bu bağlamda SpeakHub:
- Etik soruları görünür kılar,
- Deterministik kabulleri tartışmaya açar,
- İnsan merkezli teknolojik düşünceyi teşvik eder.
İster insan ister makine olsun, kararlar boşlukta doğmaz. Hepsi bir bağlamın, bir geçmişin ve bir sistemin ürünüdür. Determinizm, bu gerçeği kabul etmemizi sağlar. Etik ise bize şunu sorar:
“Madem bazı şeyler belirlenmiş, biz neyi ve nasıl belirleyeceğiz?”
Geleceğin dünyasında özgürlük, belki de tamamen serbest olmak değil; hangi sistemleri kurduğumuzun farkında olmak anlamına gelecek. İnsan ve makine birlikte karar alırken, etik pusulamız bu farkındalık olmalı.